Ana sayfa SAĞLIK Kalbiniz sağlıklı mı?

Kalbiniz sağlıklı mı?

4
0

Kalp Damar Hastalıkları
konusunda bilmek istediklerinizi Medicana Samsun Hastanesi Kalp Damar
Cerrahisi Bölümünden Dr. Öğretim Üyesi Hacı Akar, kalp hastalıkları ve
tedavisi, kalp sağlığı ve yapılması gerekenler hakkında bilgi verdi.

KİMLER DAHA ÇOK RİSK ALTINDA?

Doktor
Hacı Akar, şu bilgileri paylaştı: “Kalp damar hastalığının gelişmesi ve
ilerlemesinde etkisi kanıtlanmış risk faktörleri vardır. Kan basıncı
yüksek, kan kolesterol düzeyi yüksek, şeker hastalığı olan, sigara içen,
ailede erken yaşlarda kalp damar hastalığı olan ve belli yaşın
üzerindeki kişiler (erkeklerde 40 yaş üstü, kadınlarda 55 yaş üstü veya
menopoz sonrası) kalp hastalığına adaydırlar. Eğer kişide bu sayılan
faktörlerin sayısı fazla ise kalp hastalığı riski katlanarak
artmaktadır. Bu klasik risk faktörlerinin yanında, fazla efor yapmayan,
sedanter yaşayan, şişman, beslenme alışkanlığı karbonhidrat ve kırmızı
et gibi besinlere odaklı kişilerde hem kalp hastalığı hem de hastalığa
bağlı kalp krizi ve felç gibi olumsuz olaylar daha fazla görülür. Kalp
yetersizliğinin en sık sebebi kalp damar hastalıkları olduğundan dolayı
benzer risk faktörleri kalp yetersizliği için de geçerlidir. Ritim
bozuklukları ise, hiçbir risk faktörü veya hastalığı olmayan sağlıklı
kişilerde doğuştan ya da sonradan olabileceği gibi, ailevi bazı
hastalıkların, kalp damar hastalığı ve kalp yetersizliğinin bir sonucu
olarak oluşabilir. Stres ve koşuşturmaca hangi iş kolunda varsa o meslek
risklidir. Çünkü yoğun stres kalbi en çok yoran ektendir. İş yaşamında
sürekli stres yaşayanlar, kapalı ortamda çalışanlar, sigaraya maruz
kalanlar, işleri nedeniyle uyku ve yemek düzeni olmayan bireyler kalp
hastalıkları açısından risk altındadır.

HAREKETLİ BİR YAŞAM ÖNEMLİ

Günümüzde
teknolojinin sunduğu otomobil, yürüyen merdiven ve asansör gibi
imkânlar nedeniyle gün geçtikçe daha az hareket etmeye başladık. Oysa
fiziksel aktivite azlığı ve fizik kondisyon yetersizliği kalp damar
hastalıklarının oluşumunda önemli bir risk faktörüdür.

Koroner
kalp hastalığı veya kalp damar hastalıklarından korunmanın en önemli
maddelerinden biri de düzenli egzersizdir. Düzenli egzersiz ve spor
yapılması koroner kalp hastalığında değiştirilebilir risk faktörlerinden
birinin ortadan kaldırılması anlamına gelir. Sporun düzenli yapıldığı
takdirde kalp sağlığı açısından yararlı etkileri olduğu gösterilmiştir.
Kilo kaybını sağlaması, kan basıncı kontrolünü kolaylaştırması,
diyabette kan şekeri kontrolünü iyileştirmesi, kan lipitlerini olumlu
olarak etkilemesi kalp-damar sağlığı açısından yararlı etkilerdir.
Örneğin; televizyon önüne kondisyon bisikleti koyun, bir yere giderken
15 dakika yürüyüp sonra yine yürüyerek dönün. Asansör kullanmayın,
merdivenleri tercih edin. Uzun vadede hayata en çok katkısı olan şey
spor. Eğer her gün 15 dakikadan fazla yürüyebilirseniz, ani ölüm
riskiniz azalır. Önlemek için su da çok önemli. Günde 8 bardak su, riski
düşürür. 

KALP KRİZİ NEDİR VE KRİZDE İLK ÖNLEMLER NELERDİR?

Kalbin
fonksiyonlarının görebilmesi için yeterli miktarda oksijene ihtiyacı
vardır. Damar sertliği sonucu ileri derecede daralan koroner damarların
içinde pıhtı oluşup tıkanması sonucu o damarın beslediği kalp bölgesine
yeterli oksijen gidemeyince 20 dakika içerisinde bu bölgedeki kalp
adalesi ölmeye başlar. Bu duruma kalp krizi (
myokartinfaktus ) adı verilir. Ani kalp damarı tıkanmasına bağlı olarak
ortaya çıkan kalp krizinde en önemli nokta, göğüs ağrısı gibi belirtiler
ortaya çıkar çıkmaz kişinin tam donanımlı bir hastaneye başvurması ve
sağlık yardımı almasıdır. Ölümlerin yarısı kalp krizi başladıktan
sonraki ilk saat içinde ortaya çıkar. Bu nedenle mümkün olan en kısa
sürede kalp krizine müdahale edilecek düzeyde bir sağlık kuruluşuna
başvurmak çok önemlidir. Tedaviye ne kadar erken başlanırsa, tıkanan
damarı açıcı tedavi yöntemleri de en kısa sürede uygulanabilir ve kalbin
hasar görmesinin önüne geçilmiş olur. Hastaya hastanede müdahalede
önemli olan hızlı tanı konulması ve müdahalenin uygun bir şekilde
yapılmasıdır.

  • Sağlık deneyiminiz yoksa kalp krizi geçiren
    birine müdahale etmeyin, başka hastalara veya kendinize ait kalp
    ilaçlarını vermeyin.
  • Hemen ambulans yardımı isteyerek hastayı en yakın tam donanımlı bir hastaneye ulaştırın.
  • Bu esnada, kalp krizi geçiren kişiyi uygun bir yere yatırın
  • Ayaklarını kalp seviyesinin üzerine kaldırarak, kalbe daha çok kan akışının olmasını sağlamaya çalışın
  • Üzerindeki sıkı olan kıyafetleri gevşetmek, kravatı çözmek gibi yardımlarda bulunun
  • Önemli olan, hastayı tetkik ve tedavilerinin, yerinde ve uygun şekilde yapılabileceği bir hastaneye ulaştırmanızdır.

 

KALP SAĞLIĞI İLE İLGİLİ DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR

Halk
arasında yumurtanın kalp sağlığını olumsuz yönde etkilediği şeklinde
yaygın bir inanış vardır. Oysaki yumurta tüketiminin sanıldığı gibi kalp
sağlığına zararlı bir etkisi yoktur. Aşırıya kaçılmadığı sürece yumurta
yenilebilir. Yumurtayı fazla tüketmek kolesterol değerlerinde
yükselmeye sebep olabileceğinden dikkatli olunmalıdır. Kahve ve bitter
çikolatanın kalp ve damar sağlığı açısından faydalı olduğuna inanılır.
Ancak bunu destekleyecek nitelikte bilimsel bir çalışma mevcut değildir.
Göğsün sol tarafına doğru yayılan ağrıların kalp krizine işaret ettiği
sanılıyor. Ancak göğsün sağ tarafında oluşan ağrılar da kalp krizinin
belirtisi olabilir. Ayrıca sadece göğüsteki değil sırttaki ağrılar da
kalp krizinin göstergesi olabilir. Kalp hastalıklarının en önemli
nedenlerinden biri de genetik geçişlerdir. Ancak ailesinde kalp hastası
olmayan kişiler de sağlıksız yaşam koşulları nedeniyle kalp ve damar
hastalıklarına yakalanabilir.

 

  • Kalp hastaları egzersiz yapmamalı:Sanılanın
    aksine kalp hastaları damarlarının açık olup olmamasına ve kalp
    yetersizliklerinin derecesine göre egzersiz yapabilirler. En yararlı
    kardiyovasküler egzersiz şekli ise hızlı yürüyüş veya yavaş koşu gibi
    izotonik egzersizler. Ağırlık kaldırmaya veya vücuda yük bindirmeye
    yönelik egzersizler ise kardiyovasküler açıdan pek yarar sağlamadığı
    gibi bazı hastalarda zararlı bile olabiliyor. Ancak egzersize başlamadan
    önce mutlaka efor veya egzersiz testi yapılmalı ve hekimin önerilerine
    uyulmalı.

 

Halk arasında kalp hastalarının cinsel
ilişki sırasında kalp krizi geçireceklerine dair yaygın bir inanış var.
Oysa bu  grup hastaların cinsel ilişkiden kaçınmaları gereksiz. Çünkü
cinsel aktivite de aynı zamanda hastanın psikolojik ve sosyal hayat
adaptasyonu bakımından önemli. Ancak hastalar kalp yetersizliğinin
derecesine,  kalp damarlarının durumuna ve hekiminin önerisine göre
cinsel yaşamlarını daha güvenli hale getirmeliler.  Toplumumuzda grip
aşısı yaptırmanın kalp hastalarına zararlı olduğu düşüncesi yaygındır.
Oysaki kalp hastası olan kişilerin kış aylarında kendilerini korumaya
almaları için grip aşısı olmaları gerekir. Bilinenin aksine kalp
hastalıkları sadece erkeklerde görülmüyor. Kalp damar hastalıkları,
kadınlarda da ölüm nedenleri arasında birinci sırada yer alıyor. Yani
kadınlar da erkekler kadar risk altında. Toplumda yanlış olan
inanışlardan biri de kalp ameliyatlarıyla ilgilidir. Kalp ameliyatı
sonrasında yaşam koşullarının artık eskisi gibi olamayacağına
inanılıyor. Hastalar ameliyat psikolojisi ile olumsuz düşüncelere
kapılabiliyor. Ancak ameliyat çoğu zaman yoğun risk altındaki hastalar
için konforlu ve daha sağlıklı bir yaşam için bir başlangıç oluyor.

TEŞHİS VE TEDAVİ YÖNTEMLERİ NELERDİR?

Tecrübeler
şunu göstermiştir ki hiç kimse kendine kalp hastalığını yakıştırmamakta
ve şikayetleri başka şeylere yorumlamaktadırlar. Böylece doktora
gitmeyen ve kalp krizi geçiren hastalar çok büyük ölüm riski
almaktadırlar. Bu dönemi sağ olarak atlatan hastalar ise tedavi için
altın değerindeki ilk saatleri tedavisiz geçirerek tedavisi mümkün
olmayan ve ömür boyu bunun acısını çekeceği ciddi kalıcı kalp
hasarlarına maruz kalırlar. Kalp krizi şüphesi olan bir kişide ilk
yapılacak test kısaca EKG denilen elektrokardiyografidir. EKG’de teşhis
koydurucu değişikler yoksa kalp krizi olup olmadığını anlamak için kan
tahlili yapmak gerekir. ‘Kalpte hücre ölümü var mı?’ sorusuna cevap
vermek için kanda bazı özel maddelerin düzeyini saptamak gerekir. Kanda
CK-MB düzeyinin yükselmesi, tıbbi adı ‘miyokard enfarktüsü’ olan, kalp
krizinin teşhis edilmesini kolaylaştırdı. Ama kan düzeyinde yükselme,
kriz başlar başlamaz ortaya çıkmaz, genellikle 4 saat sonra artmaya
başlar. Bu nedenle hekimler ilk kan testi normal çıksa da, hastayı acil
poliklinikte tutup kan tahlilini 6 ve 12 saat sonra tekrar etmek
isterler. CK-MB dışında kalp krizinin 2-3 saat içinde teşhis edilmesini
sağlayan troponin testi tüm dünyada yaygın olarak kullanılıyor. CK-MB
veya troponin yükselmesi, kalp hücresinin öldüğünün kanıtıdır ama
hücrelerin neden öldüğünü göstermez. Çoğunlukla kalpteki hücre ölümünün
nedeni damar tıkanmasına bağlıdır. Ama ender de olsa başka nedenler de
bu maddelerin kanda yükselmesine yol açabilir. Kalp krizi geçirdiği
kesin olarak teşhis edilen hastalar koroner yoğun bakım ünitesine
alınarak tedavilerin bu özel alanda devam etmesi sağlanmalıdır.

KORONER YOĞUN BAKIM ÜNİTELERİNİN ÖNEMİ

Kalp
krizi geçiren hastalar mutlaka koroner bakım ünitelerinde takip ve
tedavi edilmelidir. Burada sürekli kan basınçları, kalp atışları, EKG’
si takip edilen hastada oluşabilecek en küçük bozulma anında tedavi
edilebilir. Bu dönemde ölümlerin en büyük nedeni olan ölümcül ritim
bozuklukları şok aleti ile kolayca tedavi edilebilir. Yetersiz kalp
atışları veya kalbin durması halinde geçici kalp pili (pacemaker)
takılarak hasta sağlığına kavuşturulabilir. Bu ünitede yapılan modern
tedavilerle kalp hasarı azaltılabilir. İlk saatlerde kan pıhtısıyla
tıkanmış damarın trombolitik tedavi (pıhtı erici tedavi) ile erkenden
açılması sayesinde kalp hasarı en aza indirilebilir. Bu nedenle hastanın
şikayetinin başlaması ile koroner bakım ünitesine yatması arasında
geçen zaman çok önemlidir. Hasta ne kadar erken gelirse tıkalı kalp
damarı o kadar erken açılır ve kalpteki kalıcı hasarda o kadar az olur. 6
saatten sonra gelen hastalarda kalpteki hasar en yüksek düzeydedir.”

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen isminizi yazınız