Ana sayfa KÖŞE YAZARLARI ESKİMEYEN SÖZCÜKLERİMİZ

    ESKİMEYEN SÖZCÜKLERİMİZ

    52
    0

    Mevlüt KAYA

    Giresun yöresinde farklı zamanlarda yaptığımız saha derlemelerinden elde ettiğimiz bazı veriler, çoğu zaman Türkçenin en eski sözcüklerinin ölümsüzlüğünü ortaya koymaktadır. Elbette ki bu konuda söylenenler çok isabetlidir ki “dil canlıdır” ve “kültür, dil ile geçer”… M. Kaplan’ın Türkçenin en eski sözcüklerinin uzak köylerde yaşadığı ve bunları kullanıldıkları cümlelerle birlikte derlemek gerektiğine dair görüşü, Türk diline hizmet bağlamında son derece önemlidir (M. Kaplan, Kültür ve Dil, 2004, s.42).

    Bu yazıda, yakın zamanlarda yörede derlediğimiz bazı sözcük ve ifadelerden bazılarını burada nakledeceğiz:

    Bökelemek: İneklerin sakin sakin yayılırken, sinek ısırdığında aniden zıplayarak kaçmaya başlamasına Eynesil-Görele yöresinde eskiler “bökelemek” demektedirler. Eynesilli Harun Çetin’den 4 Ocak 2020’de derlediğimiz bu sözcük, aynı zamanda mecazî biçimde “yerinde duramayan insanlar”, bir olay karşısında birden bire hareketlenen kimseler için de kullanılmıştır. TDK’nın Derleme sözcüğüne baktığımızda da bu sözcüğün geçmiş tarihlerde aynı yöreden derlendiğini görmekteyiz.

    Yörede kullanılan başka bir ifade de “tımar etmek”. Binek hayvanlarının bakımını yapmak anlamına gelen bu ifade, yöremiz kırsalında kimi köylerde “dayak atmak” anlamında kullanılmaktadır. Örneğin, bir baba çocuğuna kızınca, “seni tımar ederim / sırtını tımar ederim!” diyebilmektedir.

    Kuluncak katırı: Güce’nin köyü olan Kuluncak’ta geçmiş dönemlerde çok kaliteli atlar ve katırlar yetiştirildiği Espiye yaşlılarınca aktarılmaktadır. Son derece dayanıklı, uysal ve çevik atların yetiştirildiği Kuluncak köyü yöremizde bir deyimin ortaya çıkmasında etkili olmuştur. Espiye ağzında bugün hala kullanılmakta olan “Kuluncak katırı / Kuluncak katırı gibi” deyimleri, yörede sağlam, dayanıklı, güçlü olduğu kabul gören kimseler için kullanılmaktadır (6 Eylül 2019’da Espiyeli H. Kemal Baykal’dan derlenmiştir). İlave olarak belirtmeliyiz ki geçmiş yıllarda Kuluncak köyünün ad kökenini araştırırken“kulun=tay, at yavrusu, at katır” ilişkisine ulaşmıştık. Ayrıca bu havzada –daha çok yaylak alanlarda- kulun adında, sazlık yerlerde yetişen bir bitkinin bulunduğunu ve yaprağının at ayağına benzediğini, ayrıca bu bitkinin hem katırlar, taylar, diğer hayvanlar ile birlikte insanların da (pişirerek) yediğini tespit etmiştik (Söz konusu çalışmamızın künyesi: Mevlüt Kaya, “Kulun Sözcüğü ve Kuluncak Köyünün Ad Menşeine Tarihsel Bir Bakış”, Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, c.19, s.2, 2017, ss. 203-216). Kısacası yukarıdaki deyim altı boş bir deyim değildir.

    Domurmak: Yörede, ağacın kabuğunu etraflıca soymak anlamında kullanılır. Divan-ı Lügati’t-Türk’te de bu sözcüğe “tomırdı” şeklinde rastlanılıyor: “Er yıgaç tomurdı: Adam, ağacı yuvarlak biçimde kesti (Kaşgarlı Mahmut, DLT, Kabalcı yay., 2005, s. 577). Türkçenin yüzlerce yıl öncesindeki sözlüğünde yer alan bir sözcüğün bugün kullanımda olması bu dilin köklerinin ne denli derinde olduğunun göstergesidir. “Domurmak” sözcüğü ile yöremiz kırsalında kullanılmakta olan şu sözcükler arasındaki olası köken ilişkisi de –yanılma payı olacaktır- ayrıca araştırılmalıdır: Domruk (tomruk), dombil (küçük tomruk), tombul, tombik, tombiş (bu üçü genel), toma (içi dolu ve ağır olan iri şeyler için kullanılır), tumbak (arazi yüzeyindeki kubbemsi çıkıntı, toprak), dombak (mühür), dumba (şişkin olan), domra (kir), tomar (karaavu, mavi çiçekli ormangülü), tomurcuk, tombul, toplum, topak, top (bu beşi genel)…

    Perese… Bu sözcük tutamaksız, sarp ve tehlikeli araziler için kullanılmaktadır. Kökenine dair henüz bir bilgiye erişememekle birlikte sözcüğün ayrıca Denizli ve Ordu’da Giresun-Espiye yöresindeki anlamıyla kullanıldığını görüyoruz.

    “Keh”: Yöremizde “kenar” anlamında kullanılıyor. Doğu Karadeniz Bölgesi’nde ve Anadolu’nun güney yörelerinde kullanıldığı görülmektedir.

    Helenk etmek: Espiye kırsalında “helak etmek” anlamında kullanılıyor.

    Gürüz: “Gür” kökünden türetilmiş olan bu sözcük, Espiye kırsalında çalılık alanlar için kullanılmaktadır.

    Kelem: Eynesil-Görele yöresinde karalâhana (pancar) kökünün soyularak yenilen kısmına verilen ad.

    Holasa: Espiye kırsalında kullanılan bu sözcük, “sakarlık yapan” kimseler için kullanılmaktadır…

    BİR CEVAP BIRAK

    Lütfen yorumunuzu yazınız
    Lütfen isminizi yazınız