Ana sayfa KÖŞE YAZARLARI DİZGİNE” ÜZERİNE BİR DENEME (2)

    DİZGİNE” ÜZERİNE BİR DENEME (2)

    313
    1

    Mevlüt KAYA

    Bu kısımda Dizgine ile ilgili halk inanışlarına kısaca değinelim: Dizgine’de Örenbaşı adıyla anılan mevkide, yakın dönemlere dek “Ali Taşı” denilen bir taşın bulunduğu, ancak zamanla çeşitli nedenlerle parçalanarak yok edildiği, halk anlatılarında yer bulmuştur. Bu taşta nal izleri bulunduğu ve izlerin Hz. Ali’nin atına ait olduğuna inanılmıştır. Efsaneye göre, Hz. Ali atıyla birlikte bu kayanın üzerine konmuş, sonra uçarak kaybolmuştur. Ayrıca Dizgine altında Fındıklı adlı mevkide “Evliyalık” adıyla bilinen bir yer bulunmaktadır. Anlatılanlara göre, yakın dönemlere dek burada bazı kimseler çaput bağlayarak dilek dilemişlerdir (M. Kaya, Eynesil Tarihi ve Kültürü, s. 377-378).
    Bölge genelinde, kırsal alanda halkın katılımıyla gerçekleştirilen yılın ilk şenliği Eynesil’de Dizgine’de yapılmaktadır. Geleneksel Dizgine Hıdırellez Şenliği, Mayıs ayının ilk günlerinde gerçekleştirilmektedir. Dizgine, halk türkülerinde de yer bulmuştur. Trabzonlu sanatçı Sait Uçar’ın bir türküsünde Dizgine şöyle geçmektedir:
    “Oy Dizgine Dizgine
    Gurban çiçeklerine
    Bahar dedin yaz geçti
    Aha geldi güz gine”
    Dizgine’ye dair yaptığımız derlemelerde, buradaki yeni anayol üzerinde bulunan ve halk arasında Eci Çeşmesi (Eci Suyu=Eci Osman Suyu) olarak adlandırılan çeşmenin, 1960’ta yapıldığı aktarılmıştır. Bu çeşmenin 1949’da ağaçtan bir oluktan ibaret olduğu, önünde hayvanların su içmesi için bir “gölmeç” (küçük su birikintisi, su yalağı) bulunduğu anlatılmaktadır. 1946-1947 yıllarında Dizgine’de, eski yayla evi niteliğinde yazlık geçici evler bulunduğu; bu evlerde, yazları yaylaya gitmeyenlerin hayvanlarını Dizgine çevresindeki çayırlarda besleyen/yazlatanların kaldığı bildirilmiştir. Sözlü kaynaklar 1940’lara dek Dizgine’de yazlık/sezonluk pazarlar kurulduğunu aktarmaktadır. Yılda bir kere de Dizgine’de geniş çaplı bir pazar kurulduğu, yine sözlü kaynaklarda ifade edilmiştir ki, geleneksel Dizgine şenliklerinin altyapısının bu yıllık pazarlara dayandığı düşünülmektedir. Dizgine’den biraz yukarıdaki Armutlualan’da 1940’larda pazar kurulduğuna dair bir bilgiye ulaşılamamış ise de birkaç havzanın yayla yolunun birleştiği geçiş güzergâhındaki bu merkezî nitelikteki alanda, kahvehane ve bazı dinlenme meskenlerinin bulunduğu aktarılmıştır. Ayrıca belirtilen yıllarda bu alanda, eski tarihlerde var olmuş bir kalenin ve kaleye ait olduğu düşünülen “tuğla kömürü” kalıntılarının bulunduğu derlemelerimizde edindiğimiz bilgiler arasındadır (1958 Eynesil doğumlu Akif Keskin ve 1938 Eynesil doğumlu Ali Yılık ile yapılan görüşmeler, 11.02.2020).
    Dizgine adının kökeni konusundaki derlemelerimiz de bu yazının önemli bir kısmını teşkil etmektedir:
    Eynesilli araştırmacı-yazar Şükrü Çoban, “Dizgine” adının orijinal halinin “Gizgine” olduğunu savunmaktadır. Çoban, “güz + güney (yöre ağzında güney=günî)” sözcüklerinin bir araya gelerek Gizgine’ye dönüşmüş olabileceğini belirtmektedir.
    Yöre ağzında “Gizgine” söylemi oldukça sık kullanılmaktadır. Ancak bunun kadar, “Dizgine” söylemi de yöre ağzında bir hayli yerleşmiş hatta resmi kayıtlara da çok önceleri bu şekilde geçmiştir. Bu noktada, adın en eski hali Dizgine midir, Gizgine midir? Sorusuna, yazımızın bundan sonraki kısmında mevcut verilerin analiziyle, acemi bir çaba, irdeleyici bir tutumla cevap aranacaktır.
    Halk anlatılarında Dizgine’nin ad kökenine dair bazı efsanelere rastlamak da mümkündür. Bunlardan en bilineni, Trabzon’un fethi sürecinde Fatih Sultan Mehmet Han’ın ve beraberindeki ordunun Dizgine’de atlarını “dizginledikleri” ve bu “dizginleme” eyleminden sonra buraya Dizgine denildiğine yönelik anlatıdır. Başka bir rivayete göre, Dizgine düzlüklerinde eskiden gençlerin atlarını dizginleyip cirit oynadıkları, bundan dolayı bu yere Dizgine adının verildiği aktarılmaktadır. –Devamı haftaya-

    1 YORUM

    1. Ören Karayalak kömürlük mevkinde blunan Ali taşı (Hz.Alinin atının ayak izi olan taş)ile Sisdağındaki Ali taşının öyküsü aynı.Ne yazık ki defineciler her iki taşı da tahrip edip ortadan kaldırmışlardır.

    BİR CEVAP BIRAK

    Lütfen yorumunuzu yazınız
    Lütfen isminizi yazınız