Ana sayfa KÖŞE YAZARLARI DİZGİNE” ÜZERİNE BİR DENEME (3)

    DİZGİNE” ÜZERİNE BİR DENEME (3)

    88
    0

    Mevlüt KAYA

    Yazının önceki kısmında da bir örneğini verdiğimiz gibi, Eynesil yöresinde özellikle yaşlıların bir kısmının Dizgine’den ziyade “Gizgine” sözcüğünü kullandıklarını hatırlatmak gerekir. Halk ağzındaki bu orijinal söylem bize, söz konusu yer adının kökeninin araştırılmasında önemli bir ipucu vermektedir. Daha önce söz edilen rivayetlere dayalı olarak; Dizgine adı, “dizginlemek” eyleminden türetilmiş olsa, “Dizgine” biçiminde değil, muhtemelen “Dizgin-le” ya da “Dizgin” biçiminde karşımıza çıkardı. “Dizginlemek” eyleminden türetilerek “Dizgine” halini aldığı bir şekilde kabul edildiğinde, sözcüğünün sonundaki “e” harfinin yöre ağzında, yer adlarında başkaca örneği bulunmadığından, bu durumu açıklamak olanaksızlaşıyor. O halde Dizgine adının geçmişini “Gizgine” sözcüğünü irdeleyerek araştırmak daha akla yatkındır. Ancak yine de her iki sözcüğün şeklen benzerliklerini, olasılıkları ile birlikte burada aktaracağız:
    Dizgine: Düz gine (=Düzce bir yer), Düz güney (Düz günî=Güneydeki düz), Düz-gün (=Güneş gören düz), vs.
    Kaşgarlı Mahmut’un eseri Divan-ı Lügati’t-Türk’te geçen “kiz” sözcüğü, kutu, taht, sandık, kap, heybe gibi anlamlarda geçmektedir. Eserde geçen şu sözcükleri de aktaralım: “Ken: Doğu ülkelerinde her şehre verilen bir ad”, “keήes: sığ, az, kolay, hafif”, “keήemek: danışmak, görüşmek, tedbir etmek”, “kiήümek: genişlemek”, “küzkünek: çakıra ve kelere benzer bir kuş, hava yutmakla geçinir”, “küzküni: … ateşböceği”, “küzgermek: güzleşmek, güze doğru gitmek”, “küzükmek: güzleşmek”, “közgermek: gördürmek, görüştürmek”, “közgine, közkiye: gözceğiz” (TDK, DLT Dizini, çeş. syf., PDF: Mehran Bahari, 2003). Burada Dizgine mevkiinin ad kökenine en yakın olan örnek, sonda aktarılanlardır.
    Türk Dil Kurumu’nun tarama sözlükleri incelendiğinde, Anadolu’nun pek çok yöresinde “güzgi, güzgü, gözgü, gözgi, gizgi, küzgü” sözcüklerinin “ayna” yerine kullanılmış olduğu görülmektedir. Giresun, Iğdır, Kars, Ardahan, Van, Kütahya, Bolu, Zonguldak, Kastamonu, Amasya, Bayburt, Diyarbakır, Elazığ, Malatya, Ankara, Konya, Adana, Muğla, Afyon, Isparta, Aydın, İzmir, Bursa, Eskişehir, Tokat, Kahramanmaraş, Urfa, Kayseri, Osmaniye, Mersin, İçel, Kırklareli ve Tekirdağ’ın bazı kısımlarında “ayna” yerine “göz-güz-küz” ile başlayan yukarıdaki sözcükler kullanılagelmiştir. Ancak bugün yaygın olarak “ayna” sözcüğü kullanılmaktadır.
    Anadolu dışında bu sözcüklerin; Kerkükte, Azerbaycan’da (güzgü), Başkurtlarda (közgö), Kırgızlarda (küzgü), Özbeklerde (közgü), Tatarlarda (közgi), Ahıska’da (güzgi), Eski Uygur Türkçesinde (közüngü), Karapapaklarda (gözgü), Dağistan, Irak-İran Türklerinde (güzgü), ayna yerine kullanıldığı görülmektedir.
    Göz-gü (güz-gü, güz-gi küz-gi vs.): Bu sözcüğün kökü “göz” olup, sonuna gelen ekle sözcük “ayna” ve “göz önünde olan, görünen” anlamını kazanmaktadır.
    Dizgine adının kökeni hakkında mevcut veriler, bu yer adının orijinalinin “Dizgine” den ziyade Gizgine olduğu yönündedir:
    Gizgine ise köken itibarıyla “göz”den gelmektedir. Göz sözcüğü (“gö-”>“z”=“göz”) eski tarihlerden beri Anadolu’nun pek çok yöresinde ve Türk dünyasında “göz, güz, köz, küz” biçimleriyle kullanılmaktadır. Yine, eski dönemlerden itibaren bu sözcüklerden herhangi birine “-gi, -gü, -ki, -kü” ekleri getirilerek “ayna” sözcüğünün yerine kullanılmıştır ve halen bu kullanım Anadolu’da ve dışındaki Türk coğrafyasında yaşamaktadır. Bu köklerden birine, Türkçenin en eski küçültme eklerinden biri olan “-gine” eki getirildiğinde ortaya “Güzgine” çıkıyor.
    Süreç içerisinde muhtemelen “Güzgine”, Gizgine’ye dönüşmüştür. Buradaki “güz” kökü sonbaharı değil, “göz”ü ifade etmektedir: Göz-gine: Göz gibi yer, göz önündeki alan, uzakları görmeye müsait tepe, açık alan, uzak yerlerin gözetilmesine imkân tanıyan yüksek ve açık yer.
    “Ayna”yı ifade etmek için “göz”den sözcük türeten Türkler, yüksek rakımlı, çevresini, uzakları görme olanağı sunan, orman sahasındaki küçük bir açık alana da doğal olarak “göz”den ad türetmişlerdir. Nasıl ki küçük su kaynaklarına “göze”, derenin kaynağına “göz” (yer adlarına da sıkça yansımıştır: Çanakçı-Deregözü köyü, Giresun), uzakların göründüğü bin rakımlı bu geçide de gözden esinlenilerek “Güzgine” (=Göz gibi, etrafı görmeye olanak sunan orman arasındaki açık yer) denilmiştir.-Devamı haftaya-

    BİR CEVAP BIRAK

    Lütfen yorumunuzu yazınız
    Lütfen isminizi yazınız