Ana sayfa KÖŞE YAZARLARI 1920-1925’TE GİRESUN’DA OKUL DURUMU (2)

    1920-1925’TE GİRESUN’DA OKUL DURUMU (2)

    65
    0

    Mevlüt KAYA

    (Geçen haftanın devamı)

    Vilayetçe Maarif Vekâleti’ne 1925’te gönderilen raporda, Maarif Müdürü Ali Nihad Bey’in makamının ehli bir kimse olmadığı, bir müdür hak ve yeterliliğini taşımadığı yönünde görüş bildirilmiştir. Rapora göre Ali Nihad Bey, herhangi bir nedenle bir yıl bu aylıkta çalışmış olanları, yazı yazmayı tam anlamıyla bilmeyen, yetersiz, bilimden habersiz kimseleri, yenilenme ve ilerlemenin kaynağı olan okullara muallim olarak görevlendiriyordu. Halkın eğitime karşı teveccüh ve rağbetlerini de suiistimal ederek “eski Oflu hocalar eski usul üzerine daha iyi okutur ve öğretilerdi” dedirtiyordu. Raporda buraya kadar belirtilen tüm nedenlere isnaden Ali NihadBey’in “maarif idaresine bir kâbus gibi çöktüğü” hatta uhdesine emanet edilen vatan hizmetine de “hıyanet etmiş” kabul edilebileceği ifade edilmişti:

    “…Hüsn-ü zannıma ve pek çok irşadatıma rağmen- makamının ehli olmadığı ve bir müdür sıfat ve salahiyetini haiz bulunmadığı artık tahakkuk etmiş bir keyfiyettir. Çünkü her hangi esbab mukabilinde bir sene bu aylıkta bulunanları ve dürüst bir imlaya malik olamayanları ve hatta medresenin loşsakfi altından çıkan ve herhangi bir fenden -behre olarak köyden inen ve cühela güruhundan (mangal) kelimesini yazamayan sarıklıları teceddüd ve terakkinin menbaı ve masdarı olması lazım gelen mekteplere muallim tayin ederek istihdam etmesiyle halkın maarif hususunda gösterdiği teveccüh ve rağbeti (eski Oflu hocalar eski usul üzerine daha iyi okutur ve öğretilerdi) dedirtmek suretiyle suistimal eden ve bu sebeplerle maarif idaresine bir kâbus gibi çöken Ali NihadBey yalnız vazifesini suiistimal değil uhdesine mevdu’ hidamatvataniyyesinde dahi hıyanet etmiş telakki olunabilir…” (BCA, 180 09 00 00 92 449 1 45).

    Raporda, Ali Nihad Bey’in maarif müdürlüğü sürecinde maarifin mahvolduğu bildirilmiştir. Onun lakaydî davranışları, tuttuğu eğri yol ve bu durumdan doğan sonuçlara vâkıf olan meclis-i umumi azalarının, bu koşullarda okul sayısını çoğaltmanın lüzumsuz çoğaltılmasında bir yarar olmayacağı; bundan milletin zarar göreceği şeklinde karar vermelerine neden olmuştur. Bu doğrultuda kendilerince haklı nedenleriyle itirazda bulunan azalar, maarif bütçesinde hiçbir fedakârlık kabul edilemeyeceğini dile getirmişlerdi. Buna karşılık, okulların çoğaltılması konusunun yeniden ele alınmasında vilayetin girişimde bulunmak üzere olduğuna ve bazı yardımlar bulacağını belirtmesi üzerine azaların fedakârlık konusundaki fikirleri değişmişti:

    “…İşte zaman-ı idaresinde mahî-i maarif olan müdür-ü mumaileyhin umur-u maarifde gösterdiği lakaydî ve iltizam ettiği tarik nahemvâr naşî vaziyete vâkıf olan meclis-i umumi azayı kiramı bu şerait tahtında mekâtibin bilâ lüzum tezyidinde bir faide mamul olmayub ancak azrar-ı millet olacağı serriştesini muhak olan i’tirazatlarına esası ittihaz ederek maarif bütçesinde hiç bir fedakârlık kabul edemeyeceklerini serd etmelerine mukabil işbu vaziyetin son tefessüh eden halinin ıslahına esasen vilayetin teşebbüs etmek üzere bulunduğuna ve bu hususda mebzul-u muavenet vuku’ bulacağına dair vaki olan vaade binaen azayı kiramın daire-i hissi fedakârı ber ircaına muvaffakiyet hâsıl olunmuştu….” (BCA, 180 09 00 00 92 449 1 45).

    Bu bilgilerden sonra Ali Nihad Bey hakkındaki olumsuz görüşler yine raporda vurgulanmaya devam edilmiştir. Zikredilen maarif müdürünün memuriyet sıfatıyla uyuşmayacak ölçüde içkiye düşkün olduğu ve içkinin tesiriyle ne yaptığını bilemeyecek halde sokaklarda ve kahvelerde dolaştığı belirtilmiştir. Özellikle de caddede bir kadın öğretmene “sobasının yanmakta bulunduğunu söyleyerek hanesine götürmek” girişiminde bulunduğu bildirilmiştir. Buna örnek teşkil eden kötü hallerinin eşleri rahatsız edeceği ve nefretini çekeceği vurgulanmıştır:

    “…Mumaileyhin fazla olarak bir maarif müdürünün sıfat-ı memuriyyesiyle gayri mütenasıb olacak derecede işrete mihenk bulunması ve alkolün tesiriyle ne yaptığını bilemeyecek derecede sokaklarda ve pespaye güruhunun muhibbii olan kahvehanelerde dolaşması ve alelhusus cadde üzerinde bir muallimeye hanesinin boş olduğunu sobasının yanmakta bulunduğunu söyleyerek hanesine götürmek teşebbüsünde bulunmasının ve buna mümasil su-i halinin beyne’lnasî şuyu’u ahaliyi üşüdecek ve nefretini celb edecek ahvalden görülmekle…”(BCA, 180 09 00 00 92 449 1 45).-Devamı haftaya-

    BİR CEVAP BIRAK

    Lütfen yorumunuzu yazınız
    Lütfen isminizi yazınız