Ana sayfa KÖŞE YAZARLARI YİĞİDİN KAMÇISI

    YİĞİDİN KAMÇISI

    40
    0

    Her ne kadar atalarımız, Borç yiğidin kamçısıdır demişlerse de son yıllarda sanki biraz abarttık gibi duruyor borçlanmayı.
    Bayağı da alıştık ya da alıştırıldık!
    Bir de adını “kredi” diye süsleyince gelsin paralar.
    Hani derler ya, Uçan kuşa borcu var diye; bu ülkede yaşayıp da borcu olmayan yoktur diyebiliriz. Bireyin bireye borcu yok artık, bireylerin bankalara borcu var. Kişilerin büyük sermaye gruplarına borcu var.
    Borçlanarak hayatı sürdürmek bir yaşam biçimi oldu.
    Bu bir ekonomik sistem galiba…
    Aynı zamanda siyasi bir sistem de olabilir: Borçlandır ve yönet!
    Düşünsenize, daha üniversite yıllarında başlıyoruz borçlanmaya. Ne kadar süreceği konusunda ise bir fikrimiz yok. Muhtemelen ölene kadar sürecek, hatta çocuklarımıza bile kalacaktır borçlarımız. Torunlarımıza dersek biraz abartmış oluruz.
    Borçla ilk tanışmamız üniversiteye yazılınca eğitim kredisi almakla başlar.
    Zaten bir kere başlamaya görsün hayatın her aşamasında bizimledir artık.
    Evlenirken, iş kurarken, ev veya araba alırken, mobilya seçerken, tatile çıkarken, çocukları okuturken, hastaneye giderken hep borçlanırız artık.
    Marketten alış veriş ederken, üstümüze başımıza bir şeyler alırken, bir kır kahvesinde çay içerken cesurca borçlanabiliriz.
    Cebimizdeki kartlarla, elimizdeki telefonla işyerimizdeki bilgisayarla bir tuşa basarak rahatlıkla borçlanabiliriz. Bize o kolaylığı sağlamışlar, sağ olsunlar!
    Devletin devlete borcu var deyip borç üstüne borç yapabiliriz gönül rahatlığıyla.
    Bizi yönetenler de memnun bu durumdan. Daha çok borçlanalım diye kredi faizlerini indirmiş olmakla övünüyorlar. Bir puan aşağı çektik, üç puan indirdik… Güzel yem!
    Şunu hiç sormuyorlar kendilerine; Benim halkım neden bu kadar borçlanıyor?
    Neden üniversiteye başlayan gencim kredi almak zorunda kalıyor?
    Neden üç çocuk istediğim delikanlılar ve genç kızlar evlenmek için borçlanıyorlar?
    Küçük esnaf, orta ölçekli işletmeler neden bankalardan borç almak için kapı kapı geziyorlar? Neden bu kadar borç heveslisi oldu bu millet!
    Yönetim şu soruyu neden kendine sormuyor ki; Benim yönettiğim ülkede kişiler neden borçlanmadan bir iş yapamıyorlar? Neden birikimleri yok?
    Neden maaşlarının bir bölümünü tasarruf ederek bir kıyıya koyamıyorlar?
    Çalışanlar neden üç kuruşluk bir para artıramıyorlar?
    Benim yönettiğim ülkede neden borçlanma bu kadar gereklilik haline geldi? Bu sonucu doğuran nedenleri ortadan kaldıramıyor yönetim, ya da kaldırmak istemiyor? İnsanlar bir yerden borç alarak bir başka borcunu kapatıyorlar.
    Böyle sağmal bir düzenin içinde yuvarlanıp gidiyoruz.
    Yaşadığımız salgın sürecinin daha dumanı üstünde; Alınan ekonomik önlemlere bakar mısınız? Uzun vadeli ve düşük faizli kredi imkânı sunmak!
    Bu mu ekonomik önlem dediğiniz? Evet bu! Git bankadan borç al, ileride faiziyle birlikte aydan aya ödersin. Hiç mi güzellik yapmadık derseniz, vadeyi uzattık, faizi düşürdük.
    Yapılması gereken bu değil; bu ülkede herkesin çalışıp kazanacağı, kazancını biriktirip onunla ihtiyacını satın alabileceği bir sisteme ihtiyaç var. Herkesin gerektiğinde maaşının bir bölümünü ev veya araba almak için bir kenara koyabileceği bir ekonomik düzen olmalı.
    İnsanların üreterek kazandığı, kazandığını biriktirerek ihtiyaçlarını satın alabileceği ekonomik bir döngü kurulmadığı sürece bireyin borçlanması katlanarak devam edecektir.
    Bu sürdürülebilir bir ekonomik model değildir.
    Yönetim kredi faizlerini düşürmeyi ve vadeyi uzun tutmayı başarı sayıyorsa hem kendini hem de halkını kandırıyor demektir, bizden söylemesi!

    BİR CEVAP BIRAK

    Lütfen yorumunuzu yazınız
    Lütfen isminizi yazınız